//
Şimdi...
Politika

“Yaban”

Gene uzun bir ara verdim, bloga. Bir nedeni ihmalse, bir nedeni de, güvenlik önlemleri nedeniyle siteye girmekte çektiğim güçlüktü. Nedense, wordpress kendi önerdiği “Authenticator” programı ile ürettiğim rakamları beğenmedi, ben de fazla uğraşmadım, açıkçası. Sonunda isyan edip bir şeyler karalayabilmek için zahmete girerek siteye girmeye karar verdim.

yabanNeyse… Seçimler yaklaşıyor. Herkes demek iddialı olur, ama büyük çoğunluk bu seçimlerin ülkenin kaderinde belirleyici bir rolü olacağında hemfikir. Başlarda ben de buna neredeyse inanacaktım, daha önceki seçimler gibi, ham hayallere kapılacak, beklentilere girecektim, ama yıllardır yaşadıklarımın bana öğrettiklerinin üzerine, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban‘ını okuduğum şu sıralarda hissettiklerim de eklenince, öyle düşünmekten vazgeçtim. Belli ki bu ülkede (ya da birçok ülkede) öyle bir seçimle falan çok şey değişmiyor. Bunu kitabı okurken yeniden gördüm,

çünkü birçok konuda yazarın gözlemlerini bugün de tekrarlamak ve -üstten bakan “Cumhuriyet Aydını” tavrı bir yana bırakılırsa- benzer sonuçlara ulaşmak mümkün. Örneğin, köylülerin işgalciler karşısında tepki göstermek bir yana, neredeyse hoş karşılar bir tutum takınmaları, Mustafa Kemal’i tutmamaları karşısında sinirlenen memleket aydını “İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa’dan yana olmaz?” diye kızar. “Biz Türk değiliz ki, beyim” der, köylü. “Ya nesiniz?” “Biz İslamız, elhamdülillah.” Son 10 yılın seçim sonuçlarına bakılırsa, bugün de pek fark yok, kimliğin tanımlanması konusunda. Aydına/entelektüele bakışla ilgili olarak da çok fazla şey değişmiş gibi görünmüyor. Kitabın birçok yerinde yazar halkın kendisine bakışını da anlatıyor. Bir örnek vermek gerekirse: “Bu küçük halk kümesinin dili olsa, bana ‘Evet düşman sensin!’ diyecektir. Zaten gözleri bunu söylemiyor mu? Tavırları hareketleri bunu söylemiyor mu? Onların nazarında, ben yalnızca sevimsiz bir misafir, bir şımarık sığıntı değil, aynı zamanda uğursuzun biriyim.” Bu tür yargıları, bugün de -üstelik sadece köylülerden değil, halkın ezici bir bölümünden- de sıklıkla işitmek, görmek mümkün değil mi?

İki örnek de, iki büyük partinin seçmen tabanlarının sosyolojik ve kültürel temellerine dair ipuçları veriyor. Fazla söze de gerek yok aslında, özetle, o günden beri halkın zihniyet dünyasında çok fazla değişen bir şey olmamış gibi. Bunun bir seçimle değişeceğini düşünmek safdillik olur. Gene de, toplumun cendereye girmek istemediğine dair vereceği işaretler seçimin en önemli sonucu olacaktır. Belki buradan bir şeyler çıkabilir, zira diyalektik bir yaklaşım da bizden zaten mevcut olguların analiz etmemizi değil, mevcut olandaki “aktüelleşme olasılıklarını” görmemizi istemiyor mu? Evet, genel olarak karamsar bir yazı oldu, ama şimdilik böyle kalsın. Daha incelikli, olasılıkları öngörebilecek bir yazı için düşünme fırsatım olursa ya da bir süre sonra aklıma bu yazıyla çelişen -ya da sadece eleştirel bir içerik taşıyan- fikirler de gelirse, onları da yazarım.

Belki seçimden bile önce…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About atalayhakan

"Ana Sayfa"da var zaten:)

Tartışma

Yorumlar kapatıldı.

İletişim

+905452275336

Kategoriler

Blogdaki Yazıların ve Görsellerin Yasal Kullanımı Hakkında

© Hakan Atalay ve hakanatalay.wordpress.com. 2011-2019.

Bu malzemenin bir açıklamada bulunmadan ve yazardan yazılı izin almadan yetkisizce kullanılması ve/veya çoğaltılması yasaktır. Özgün içeriğe uygun ve özgül bir yönlendirme yapılması, [Hakan Atalay]ın ve [hakanatalay.wordpres.com]un tam ve açık kaynak gösterilmesi hallerinde alıntılar ve bağlantılar kullanılabilir.

Akbank Sanat'ta Yapay Zeka ve Aşk üzerine panel.
FB TV'de Depresyon üzerine söyleşi.
Follow Psikiyatri ve Kültür on WordPress.com