//
Psikanaliz
Freud bu dönemde ölümle ilgili kaygılarıyla doğrudan yüzleşmemiştir veanalizini cinsellikle ilgili buluşlarıyla sona erdirmiştir. Ölüm dürtüsüne ulaşması için daha ileri yaşları beklemesi gerekmiştir.
Babasının ölümünü “bir insanın (erkeğin) hayatındaki en acı kayıp” olarak tanımlar. Babasının cenazesinin kaldırıldığı gece gördüğü rüya (“Gözlerinizi Kapatmanız Rica Edilir”) babasıyla ilgili çatışmalarının farkına varmasını, böylece oto-analizini başlatır.
– Anzieu’ye göre, Freud bu süreci özdeşleştiği iki kahramanla birlikte aşar: Goethe ve Aeneas. Freud’un da Goethe gibi hukuk okumak istemesini; ona atfedilen bir denemeyi dinledikten sonra tıp eğitiminde karar kılmasını; Goethe gibi değişik alanlara yayılan bir bilimsel ilgi geliştirmesini; onun gibi başkalarına ve kendi kendisine varlığının Bildung’unu, yani içsel oluşumunu göstermek istemesini; ayrıca Goethe’nin İtalya’da kalmış ve orada bir tür içsel değişimden geçmiş olmasını bu özdeşleşmenin ipuçları olarak sunar. Aeneas ise Yahudiler gibi yenilmiş ve yola düşmüş, yolculuğu sırasında içsel tehlikelerin simgeleri olan fırtınalara, canavarlara, büyücülere karşı koymuştur. Cehennem’e inmiş ve oradan geri dönmeyi bilmiştir. Nihayet, bir kurucudur.
– Anzieu, Freud’un babasının ölümüyle başlayan oto-analizini, onun Roma’ya yolculuklarının ve Roma ile ilgili rüyalarının sahnesinde de izler. Bu iki yolculuk bir süre iç içe geçmiş bir halde birlikte sürer. Bu sıralarda Freud, İtalya’nın kuzeyine önceki yıldan daha geniş bir yolculuk yapmıştır, ayrıca kazılara karşı büyük bir ilgi geliştirmiş ve antika eşya koleksiyonu yapmaya başlamıştır.

Rüya: 1) “Kompartmanın penceresinden Tiber Irmağı’nın ve Sant’Angelo Köprüsü’nün manzarasını görüyorum; sonra tren harekete geçiyor ve ben birden kente henüz adım bile atmadığımı fark ediyorum.”

Çağrışım: “Rüyada gördüğüm manzara, bir gün önce bir hastanın salonunda geçerken geçerken dikkatimi çeken ünlü bir gravürden kopya edilmişti.”

Rüya: 2) “Birisi beni bir tepeye çıkarıyor ve bana, sisin içinde yarı gizlenmiş olan ve yine, manzaranın netliğine şaşıracağım kadar uzakta olan Roma’yı gösteriyor.

Çağrışım: “Bu rüyanın içeriği burada açıklamak isteyebileceğimden daha zengin. Burada ‘Vaat Edilmiş Toprakları uzaktan görme’ motifini saptamak kolay. Öncelikle, böyle sis içinde görmüş olduğum kent Lübeck; tepenin bir prototipi ise Gleichenberg’de bulunuyor.”

Anzieu’ye göre “her iki rüyanın ortak arzusu, ‘vaat edilmiş olanı’ –nihayetinde anneyi- görmek”tir. Bu arzu cinselliğin ve ruhsal aygıtın nasıl işlediğini görme arayışını da dile getirir. Ancak, tablo görmekle sınırlıdır: “yaklaşmak, dokunmak, içine girmek yasaktır.” Çünkü “Papa (baba), Urbs’un, yani en üstün kentin (annenin) sahibidir.” Bakılmasına izin verir, sahip olunmasına değil. Köprü, Freud’un bilimsel kariyerinin başlangıcında bir engeli aşma rolünü yerine getirmiştir: Freud’un ilk hocalarından ve özdeşleşme figürlerinden olan Brücke, Almancada köprü demektir. Manzara ve köprü imgeleri bir yandan “sınırı aşma”nın (anneyi arzulamanın), öte yandan da babadan ayrılığın tetiklediği bir kaygıya yol açar. Bununla birlikte, her ne kadar acı verici de olsa, bu ayrılık özgürleştiricidir de: “Ölü baba, yaşayan babadan daha az tehdit edicidir.” İkinci Roma rüyası, bütün bunlara ek olarak, Freud’u Musa’yla aynı dağa çıkarır (gleichenberg: benzeyen dağlar). “Bu Freud’un, Tanrı’ya karşı geldiği için Vaat Edilmiş Topraklara sahip olamayan, ama o aralıkta On Emir’i formüle edecek zamanı bulan Musa’yla ilk kez özdeşleşmesidir.”

Rüya: 3) “Rüyanın bana söylediğine göre nihayet Roma’dayım. Ama hayal kırıklığı içinde, kent dekoruyla hiç ilgisi olmayan bir sahne görüyorum: Bir tarafında siyah kayaların, diğerinde büyük beyaz çiçekli çayırların uzandığı, suyu bulanık bir ırmak. Bay Zucker’in varlığını fark ediyorum (onunla yüzeysel bir tanışıklığım varmış) ve ona kentin yolunu sormaya karar veriyorum.”

Çağrışım: “Rüyadaki manzara imgesini öğelerine ayırmaya çalıştığımda, beyaz çiçekler Ravenna’yı anıştırıyor. Ravenna’nın çevresindeki bataklıklarda, bulanık bir suyun ortasında en güzel nilüferleri bulmuştuk, onları sudan toplamakta o kadar zorlanmıştık ki. Suya çok yakın olan siyah kayalıklar, bana canlı bir biçimde Karlsbad yakınlarındaki Tepl vadisini anımsatıyor. Karlsbad ise Bay Zucker’e (Şeker) yol sorma konusundaki tuhaf düşünceyi açıklayabilmemi sağlıyor. Rüyanın örgüsünü oluşturan malzemenin içinde, Yahudi anekdotlarından şu ikisini saptamamız gerek. 1) Yoksul bir Yahudi Karlsbad ekspresine biletsiz biner. Sonra yakalanır. Trendeki her kontrolde kapıya konur. Her defasında daha sert bir muameleyle karşılaşır. Yoksul Yahudi cehennem azabı çektiği yol boyunca yapılan ‘duraklamalar’dan birinde karşılaştığı ve kendisine nereye gittiğini soran bir tanıdığına şu yanıtı verir: ‘Eğer bünyem kaldırırsa, Karlsbad’a.’ (stations de son calvaire: İsa’nın çarmıha götürülürken yolda yaptığı duraklamalar. İsa’nın çarmıha gerildiği tepe ya da haç anlamına gelen “calvaire” sözcüğü mecazi olarak cehennem azabı anlamında kullanılır) 2 ) Fransızca bilmeyen ve Paris’te Richelieu Sokağı’nın yolunu sorması istenen Yahudinin öyküsü. Paris de uzun yıllar boyunca arzu nesnelerimden biri olmuştu. Öte yandan, yol sorma olgusu doğrudan Roma’ya anıştırmadır, çünkü bilindiği gibi bütün yollar Roma’ya çıkar. Ayrıca Zucker ismi, bünyesel bir hastalık olan diyabete yakalanan herkesi gönderdiğimiz Karlsbad’ı bir kez daha anıştırıyor. Bu rüyaya vesile olan şey, Berlinli arkadaşımın (Fliess) Paskalya sırasında Prag’da buluşmamızı önermesiydi. Başka konuların yanı sıra, şeker ve diyabetle ilgili şeyler de konuşacaktık.”

Anzieu rüyadaki ırmağın, Tartarus’un sınırındaki Phlegoton’un, Cennet Bahçeleri’nin sonundaki Lethae’nin ve cehenneme girmek için sandalla geçilmesi gereken Styx’in yoğunlaştırılması olduğunu belirtir: Bir yaratıcı için zorunlu olan sınır ihlallerinin ve bunun tehlikelerinin simgesi. Burada, Cehennem’e inişi sırasında bu manzarayı gören Aeneas’la özdeşleşme de görülmektedir. Bu manzara, diğer yanıyla, Freud’un henüz hatırlamadığı bir çocukluk sahnesini temsil etmektedir: Küçük ırmak (Almanca, Fluss) ergenlik çağının ilk aşkı Gizela Fluss’a anıştırmadır. Çiçeği koparmanın zorluğu, bu anının esas metaforunu göstermektedir: Bir kızın çiçeğini devşirmek (deflorasyon).

Karlsbad’da (bugün Çek Cumhuriyet’inde olan Karlovy Vary) kalmak pahalıdır ve tedaviye dayanmak zordur, çünkü suların laksatif özelliği vardır. Karlsbad’a gidenler zengin Yahudilerdir. Bünyelerinin tedaviyi (traitement) kaldırması gereklidir. Biletsiz yolculuk eden Yahudi, biletçinin kötü muamelesini (traitement) kaldırır. Freud’un babası da birkaç hafta önce kalp durması ve mesane felci sonucu ölmüş ve ölümünden az sonra da dışkısını boşaltmıştır. Dolayısıyla, babanın bünyesi Yahudi düşmanı aşağılamaları kaldırmış, ama gerek ticari başarısızlıkları, gerekse yaşlılığı, hastalığı ve ölümü kaldıramamıştır. Bütün bu “gevşeklikler” oğul için utanç konusudur. Freud’un kendisi de bileti olmadığını gizleyebilmeyi uman yoksul bir Yahudi olarak, iyileşmek için Roma-Karlsbad’a gitmek istemektedir. Richelieu kelimesi, Yahudilerin kötü aksanlarına yaptığı vurgu ile Freud’un Paris’e gittiğinde, Fransızcayı pek konuşamayan ve doğru düzgün yol soramayan, yoksul bir Yahudi olduğunu hatırlatır. Yine de Freud Fransızca bilmemenin verdiği aşağılık duygusunun üstesinden gelmekte öyle büyük bir başarı göstermiştir ki, Charcot’nun hem dostu, hem çevirmeni olmuştur. Öyleyse, Paris’i fetheden, Roma’yı da fetheder.

Rüya: 4) “Sözünü ettiğim son rüyadan sonra, dördüncü bir rüya beni yeniden Roma’ya götürüyor. Önümde bir sokağın köşesini görüyorum ve oraya bu kadar çok Alman afişi yapıştırılmış olmasına şaşırıyorum.”

Çağrışım: “Bir gün öncesinde arkadaşıma Prag’ın Alman gezginlerin kalması için pek rahat bir yer olmadığını yazmıştım. Dolayısıyla rüya, aynı zamanda hem onunla Bohemya’nın bir kentinden çok Roma’da buluşma arzumu, hem de Almanca’nın Prag’da daha fazla hoşgörüyle karşılanması için duyduğum isteği ifade ediyordu. Öte yandan, Moravya’nın Slav nüfuslu küçük bir kasabasında doğduğuma göre, çocukluğumun ilk yıllarında Çekçeyi anlıyor olmalıydım. On yedi yaşımdayken duyduğum Çekçe bir çocuk tekerlemesi belleğime o kadar kolay yerleşmiş ki, anlamı hakkında hiçbir fikrim olmadığı halde, bugün bile ezbere söyleyebiliyorum.”

Yaklaşık bir yıl sonra Fliess’e dördüncü rüyadan şöyle söz eder:

“Uyanmış ve orasının Prag olduğunu hemen anlamıştım (herkesin bildiği gibi sokak isimlerinin de Almanca olmasının talep edildiği kent). Böylece rüya, seninle Prag’dansa Roma’da buluşma arzumu gerçekleştirmişti. Zaten Roma nostaljimin derin biçimde nevrotik bir karakteri var. Bu nostalji, Sami kahraman Hanibal’e duyduğum kolejli aşkıyla ilgili; nitekim, ben de tıpkı onun gibi yine bu yıl Trasimeno Gölü’nden Roma’ya gidemedim.”

Freud oto-analizi için de can alıcı önem taşıyan Roma rüyalarının ortak noktası olarak şu anıyı hatırlar:

“Babam bir keresinde, onunla karşılaştırıldığında ne kadar iyi bir dönemde doğduğumu göstermek için bana şunu anlattı: ‘Genç bir adamken, bir cumartesi günü iyi giyimli bir halde ve başımda kürk bir kalpakla senin doğduğun yerin sokaklarında dolaşmaya çıktım. Bir Hıristiyan bana doğru yürüdü ve birden kalpağımı kapıp şöyle bağırarak çamura fırlattı: Yahudi! Kaldırımdan in! – ‘Peki sen ne yaptın?’ – Bana şu yanıtı verdi: ‘Yola inerek kalpağımı aldım.’ Bu davranış, o küçük halimle beni elimden tutarak götüren bu büyük ve güçlü adam açısından bana pek kahramanca görünmedi.”

Anzieu bu anının altında yatan üç temanın altını çizer: babayla özdeşleşmeyle birlikte ona bir karşı çıkış ve onu geçme özgürlüğü. Baba o kadar güçlü değilse, hele ki artık yoksa, vaat edilmiş toprakların keşfine çıkılabilir, demektir.

Böylece Freud’un kendi kendini sistematik analizinin ilk perdesi kapanır.

Bütün yolların çıktığı Roma, Freud’a bütün yolları açar.

Yorumlar kapatıldı.

Blogdaki Yazıların ve Görsellerin Yasal Kullanımı Hakkında

© Hakan Atalay ve hakanatalay.wordpress.com. 2011-2019.

Bu malzemenin bir açıklamada bulunmadan ve yazardan yazılı izin almadan yetkisizce kullanılması ve/veya çoğaltılması yasaktır. Özgün içeriğe uygun ve özgül bir yönlendirme yapılması, [Hakan Atalay]ın ve [hakanatalay.wordpres.com]un tam ve açık kaynak gösterilmesi hallerinde alıntılar ve bağlantılar kullanılabilir.

Akbank Sanat'ta Yapay Zeka ve Aşk üzerine panel.
FB TV'de Depresyon üzerine söyleşi.
Follow Psikiyatri ve Kültür on WordPress.com