“Eski deyişi anımsayalım: Si vis pacem, para bellum. Barışı korumak istiyorsanız savaş için silahlanın. Onu değiştirmenin zamanıdır: Si vis vitam, para mortem. Eğer yaşamı güçlendirmek istiyorsanız, kendinizi ölüme hazırlayın.”
(Freud S. Uygarlık Toplum ve Din, s. 82) GİRİŞ
Freud’un düşüncelerinin böylesine geniş bir etki alanı yaratabilmesinin; psikanalizin sadece klinikte değil, edebiyatta, plastik sanatlarda, sinemada, eğitbilimde, ruhbilimde, felsefede, … mutlaka göz önüne alınması gereken bir bakış açısı haline gelmesinin bir nedeni de şu olabilir: Freud olan- bitenleri hep mevcut çelişkileri içinde kavramaya çalışır; verileri, bulguları ve sonuçları akılcı bir sistematik içine yerleştirme kaygısı duymaz, tersine, düşüncelerinin bir sistem oluşturmasından bilinçli olarak kaçındığı söylenebilir: “Adlerci kuram başlangıçtan beri -psikanalizin olmaktan özenle kaçındığı- bir ‘sistem’di” (RÇT, 112). Bir olgunun, düşüncenin, davranışın, vb. çelişkili ya da tutarlı; saçma ya da mantıklı olması değildir, onun ilgisini çeken: Bir olgu olarak orada mevcut olmasıdır, açıklanmayı beklemesidir. Bu tavrın izleri, en başından itibaren çeşitli türden -çoğu zaman çelişik- düşüncenin birçok metinde bir arada var olabilmesinde, bununla birlikte, bu yazılardaki düşünce dizilerinin çok da tedirginlik yaratmadan, çelişkin yapılarıyla birlikte takip edilebilmelerinde görülebilir. O, yüzyıllardır kendilerini bolca ifade etme imkânı bulan “ben”e, günlük akla, “sistematik olan”a değil; “altben”e, düşlerin mantığına, çelişkilerin bir arada varoluşuna değer verir, birincileri unutmadan. Bu sayededir ki, zihne dair bilinç / önbilinç / bilinçdışı tasarımları bir süre sonra ben / altben / üstben tasarımlarıyla birlikte ilerlemeye devam ederler, bastırma, yerdeğiştirme ve simgeleştirme; baskılama, yüceltme, tepki oluşturma ve diğer savunma düzenekleriyle yan yana yer alırlar, tarihsellik gösteren toplumsal bastırmalar ezelî ve ebedî organik bastırmalarla içiçe girerler. Ölüm/yıkım dürtüsü de işte böyle, başlangıçta psikanalitik “kuram”ın temelini oluşturan cinsel dürtüye sonradan eklenmiş gibi görünmesine; onunla bu kadar çelişik, hatta zıt olmasına rağmen, dürtülere dair ilk düşüncelerin terk edilmelerine değil, yeni varsayımlarla zenginleşmelerine vesile olmuştur. Freud bastırma, direnç, libido, vb.
Yorumlar kapatıldı.