Bu yazıdan önce şu notlar da okunursa daha iyi olur: https://hakanatalay.wordpress.com/akil-fikir/
Zamanın belli bir yöne doğru “aktığı” duygusu, termodinamiğin ikinci “yasası”na bağlanır. Bu yasa kabaca şunu söyler: Masadan düşen vazo kırılır ve ne kadar uğraşsak da, parçaları bir daha eskisi gibi bir araya gelmez, yani, “entropi her zaman artar.” “Entropi genellikle, düzensizliğe (dağılmaya) dönük içsel bir eğilim olarak anlaşılır. Demir paslanır, ağaç çürür, cansız et bozulur, banyodaki su soğur. Diğer bir deyişle, bozulmaya dönük genel bir eğilim varmış gibi görünür. Atomlar, kendi hallerine bırakıldıklarında mümkün olduğunca karışacaklar ve rasgele dağılacaklardır.”
Bu, her ne kadar sınırlı bir yasa olup az sayıda parçacık içeren sistemlere (mikro sistemler) ya da sonsuz sayıda parçacık içeren sistemlere (evren) uygulanamazsa da, zaman duygusunu anlamamızda yararlıdır. Çünkü dünyayı nesnelerin ve olayların ardarda gelişlerine göre sıralar ve davranışlarımızı (yeme içmemizi, uyumamızı, hareket etmemizi, çalışmamızı, vb) bunlara göre planlamaya çalışırız: Günün ardından karanlık gelir ve karanlık, örneğin, avlanmak için uygun bir zaman değildir, bu yüzden dinlenmek daha iyi olabilir. Hayatımızı sürdürmek için oluşturduğumuz bu davranışsal dalgalanmalar giderek içsel kalıplara dönüşürler ve biyolojik ritimlerimizi oluştururlar. Buradan, “sağlıklı” bir zaman duygusunun ancak uyku uyanıklık; yeme içme, çalışma, vb. döngülerini ayarlayan bilinçlilikle, bellekle, hayati işlevlerle, görme ve duymayla, vb. ilgili beyin bölgelerinin sağlam ve eşgüdümlü çalışmalarıyla “doğru” bir şekilde düzenlenebileceği sonucu çıkar.
Ayrıca, insan için uygun olmayan karanlık geceler başka türler için uygun bir avlanma zamanı olabileceğinden, gün ve geceyi yaşama biçimlerinin bu türler ile insanlar arasında farklı olacağı söylenebilir. Türler arasındaki bu farklılıklar, tek tek insanlar için de geçerlidir. Ağır koşullar altında istemedikleri bir işi yapmakta olanlar ile o sırada işine zevkle dalmış kişilerin zaman algısının ne kadar farklı olduğunu yaşayan herkes bilir. Bu da zamanın öznel bir şekilde algılandığını gösterir.
Yorumlar kapatıldı.