//
Arşiv

dikkat

This tag is associated with 2 posts

Beyin Uyku Sırasında Dikkatini Tanımadığı Seslere Yöneltir

Bu yazıda neurosciencenews.com sitesinde yayımlanan bir çalışmanın özetinden1 yola çıkarak bir tür beyin dalgası biçimi olan K-komplekslerine değineceğim.

Beyin uyurken de çevreyi takip etmeye devam eder. Beynin bunu nasıl başardığının bir örneği, tanınan sesler yerine tanınmayan seslere seçerek tepki vermektir. Bunu gösteren bir çalışmada tanıdık seslere kıyasla tanınmayan sesler daha fazla K-kompleksler uyandırmıştır. K-kompleksler uyku sırasındaki duyusal çalkantılarla ilişkili bir tür beyin dalgasıdır. Tanıdık sesler de K-komplekslerini tetikleyebilir, ancak, sadece tanınmayan seslerin tetikledikleri beyin faaliyetinde duyusal işlemeyle bağlantılı geniş ölçekli değişmeler olur. Beynin tanınmayan seslere yönelik tepkileri gece ilerledikçe daha az sık ortaya çıkar ve ses daha tanıdık hale gelir (ki bu da beynin uyku sırasında hâlâ öğrenebildiğini gösterir).

Bu kısa çalışma özetinden yola çıkarak “Uyku sırasında neden yataktan düşmeyiz?” sorusunu yanıtlamaya çalışalım:

Uzun yolda araba kullanırken en tehlikeli anların düz yolda uzun süre seyir sırasında ortaya çıktığı söylenir. Neden? Çünkü beyin normalde etkin ve otomatik bir şekilde çevreyi tarar, çevreden örnekler alır, bunları işler ve sürekli, dinamik bir durum değerlendirmesi yapar. Böyle bir işleyiş sırasında yeni uyaranlar her zaman önceliklidir, çünkü beynin bu yeni uyaranları hemen değerlendirerek bunların organizmaya yönelik bir tehlike mi, yoksa organizmanın yararına bir şey mi olup olmadığını anlaması gerekir. Dolayısıyla, çevre ve çevreden gelen uyaranlar değişmedikçe beynin sürekli ve çok etkin çalışması gerekmez, çünkü organizmanın ve onu hayatta tutma göreviyle evrilmiş olan beynin çalışma ilkesi, işini yaparken olası en az enerjiyi harcamaktır. Bu saptamaların en somut örneğini, duyu organlarının çalışması sırasında gözlemlemek mümkündür. Kafamızda daha iyi canlandırmak için örnek olarak işitmeyi ele alalım ve konuyu kısaca açıklamış olalım.

Bütün duyularımızda olduğu gibi, işitme duyumuz da sadece bizi hayatta tutacak olan sesleri algılamaya yetecek şekilde evrilmiştir. Bunun sonucu olarak, doğada mevcut seslerin ancak belli bir yelpazesini algılar, diğer sesleri duymayız. Her türün evrimi ayrı olduğundan, farklı türlerin sesleri algılama keskinliği de değişir. Örneğin, filler çok düşük frekanslı sesleri işitebilirler ve bu yetenek onların çok uzak mesafelerde iletişim kurmalarına imkan verir. Fareler bizim işitme sistemimizin epey dışındaki frekanslarda iletişim kurabilirler. Yarasalar sadece radar gibi sesler yayarak çevreden gelen yansımalara göre ortamı algılarlar, vs. 

Dahası, aynı ses hep aynı şekilde de işitilmez. Sesleri alıp sinirsel sinyale dönüştüren tüy hücreleri, aynı ses gelmeye devam ederse, bir süre sonra daha az uyarılabilir hale gelirler. Bu nedenle, örneğin, evimizde otururken başlangıçta bizi epey rahatsız eden bir inşaat gürültüsü, bir süre sonra, dikkatimizi özellikle yöneltmezsek, bilinçli olarak işitilmez olur.

İşte biz uyurken de çalışmaya devam eden duyu organları, tıpkı uyanıkken olduğu gibi, uyaranları almaya ve beyin de bunları işlemeye devam eder. Ancak, bu kez etkin bir şekilde çevreden örnekler alarak işlemek yerine, daha edilgin bir şekilde, gelen uyaranları değerlendiriyor olabilir. Bu durumda, tehlike sinyallerinin değerlendirilmesi daha büyük önem kazanır. İşte yukarıda sözü edilen ve K-kompleksleri adı verilen beyin dalgaları, beyin uyurken beklenmedik bir uyaranla karşılaştığında verdiği tepkinin (“asayiş berkemal, uyumaya devam et”) dışarıdan (kafatasından) ölçülen elektriksel ifadesidir.  Bu uyaran genellikle Non-REM uykunun 2. evresinde kendiliğinden ortaya çıkabilirse de, beklenmedik bir ses, cilde bir temas gibi dışsal bir uyaran ya da soluk alıp verme sırasındaki bir duraklama gibi içsel bir uyaranla da tetiklenebilir.

Özetle, evet, beyin temel olarak bilinçsiz düzeyde çalışan bir organdır ve bilinçli faaliyet beynin çalışmasının sadece küçük bir kısmını oluşturur. Ve evet, uyurken de etrafı algılamaya devam ederiz, bu yüzden de yataktan düşmeyiz. (Genellikle!)

  1. Beyin Uyku Sırasında Dikkatini Tanımadığı Seslere Yöneltir (The Brain Pays Attention to Unfamiliar Voices During Sleep) https://neurosciencenews.com/voice-sleep-attention-199925/ ↩︎

Bir “Babaya İsyan Eden Oğul” Öyküsü Daha: Theodor Reik

Yazacağım bir kitap bölümü için Freud’un “düz bir şekilde asılı duran dikkat” (evenly suspended attention) (1) kavramı üzerine yazılar okurken, bir tane daha “babasına isyan eden oğul” (Theodor Reik) öyküsüne rastladım. Öğrendiğime göre, Freud’un elinde büyüyen, bir dönem ondan para desteği alan, hatta o sıralardaki Avusturya yasalarına göre hekim olmadığı halde psikanaliz uyguladığı için bir yargılamayla karşılaştığında Freud tarafından savunulan (2) Theodor Reik, Freud’un psikanalitik terapide analistin uyması gereken kurallardan biri olarak tavsiye ettiği “düz bir şekilde asılı duran dikkat” (evenly suspended attention) kavramını eleştirmiş, böyle bir şeyin mümkün olmadığını, dikkatin asla düz bir şekilde asılı kalamayacağını iddia etmiş ve “serbestçe yüzen dikkat” (freely floating attention) kavramını önermişti (3). Daha sonra gelen psikanalitik geleneğin Freud’dan çok Reik’in tavsiyesine uymayı tercih etmesi tarihin ilginçliklerinden biridir (4).

Psikanaliz literatürüne önemli katkılarda bulunmakla kalmayıp, özellikle ABD’ye taşındıktan sonra hekim olmayanların psikanaliz uygulamasına dair engellerin kalkmasında önemli bir rol oynayan Reik’in hayatını kısaca özetleyelim (5, 6): 

1888’de Viyana’da doğdu, 1969’da New York’ta öldü. 1906’da (18 yaşında) girdiği Viyana Üniversitesi’nde Psikoloji, Fransız ve Alman Edebiyatı eğitimi aldı. 1910’da (22 yaşında) Freud’la tanıştı. 1912’de (24 yaşında) Viyana Psikanaliz Derneği’nin üyesi oldu ve aynı yıl ilk psikanalitik teziyle (Flaubert’s “Temptation of St. Antony”) doktora derecesini aldı.

1914-1915 yıllarında (26-27 yaşlarında) Karl Abraham ile analize girdi. 

10 yıl Viyana’da pratik yaptı ve bu sırada o kadar çeşitli konularda yazılar yazdı ki, Freud sonunda dayanamayıp “Niye her yere burnunu sokuyorsun? Sadece bir konu seç, onu çalış” dedi (Natterson, 1966) (7). 

1928-1934 yılları arasında Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nün ünlü öğretmenlerinden biri oldu.

Nazi dehşetinden dolayı önce Hague’a (Hollanda), daha sonra New York’a (ABD) geçti. Tıp camiasından olmayan bir analist olduğu için New York Psikanaliz Derneği’ne tam üyeliğe kabul edilmedi. O da 1948’de çevresindekilerle birlikte Ulusal Psikanaliz Derneği’ni (National Psychological Association for Psychoanalysis) kurdu ve ABD’de tıp dışı analizle ilgili yayınlar yapan başlıca kişi oldu.

Hayatının birçok döneminde mali güçlükler yaşadı. Abraham ve Freud tarafından ücretsiz tedavi edildi. Bir süre Freud’dan ayda 200 mark destek aldı.

Hayatının sonuna doğru sakal bırakarak Freud’a benzemeye çalıştı, çocukluktan yaşlılığa kadar Freud fotoğraflarıyla çevrili, alçakgönüllü bir hayat yaşadı.

Freud’un metinlerine ilk ve en önemli katkısı, yukarıda değindiğim, onu savunmak üzere yazılmış olan Amatör Psikanalizi’ydi. 1. Dünya Savaşı sırasındaki siper savaşlarında yaşadığı deneyimler Freud’un 1919’da yayımlanan ünlü Tekinsiz (The Uncanny) makalesine ve birkaç yıl sonra 1924’te yazılan ve 1924’te yayımlanan Dehşet Korku (Dread) metnine katkıda bulundu.

Dipnotlar

  1.  “Düz bir şekilde asılı duran dikkat” benim çevirim. Genellikle “eşit bir şekilde asılı duran dikkat” de deniyor.  Daha sonra “eşit bir şekilde havada duran dikkat”, “eşit bir şekilde yüzen dikkat” gibi birçok ad verilmiş. Dikkatin aşağı yukarı oynamadan, belli bir konuya odaklanmadan, sanki dinlemiyormuş gibi düz bir şekilde havada durduğunu hayal ederek kavramın bu çevirisi önerdim.
  2. Freud çok bilinen “Amatör Analizi” yazısını Avusturya’nın şarlatanlık yasaları uyarınca tıp uygulaması yaptığı için yargılanan Reik’i savunmak için yazdı.
  3. En ünlü kitabı bu konuyla ilgilidir. Reik, T. (1948). Listening With the Third Ear: The inner experience of a psychoanalyst. Grove Press.
  4. Epstein, M. (1984). On the Neglect of Evenly Suspended Attention. Journal of Transpersonal Psychology, 16(2): 193-205.
  5. Encyclopedia.com. Theodor Reik. https://www.encyclopedia.com/people/medicine/psychology-and-psychiatry-biographies/theodor-reik (Şubat 2026’da indirildi.)
  6. Wikipedia contributors. (2025, November 9). Theodor Reik. In Wikipedia, The Free Encyclopedia. Retrieved February 22, 2026, from https://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Theodor_Reik&oldid=1321301455.
  7. Natterson, J. M. (1966). Theodor Reik: Masochism in modern man. Franz Alexander, S. Eisensten, Martin Grotjahn (Es), Psychoanalytic Pioneers içinde (sa. 249-264). Basic Books.

Blogdaki Yazıların ve Görsellerin Yasal Kullanımı Hakkında

© Hakan Atalay ve hakanatalay.wordpress.com. 2011-2019.

Bu malzemenin bir açıklamada bulunmadan ve yazardan yazılı izin almadan yetkisizce kullanılması ve/veya çoğaltılması yasaktır. Özgün içeriğe uygun ve özgül bir yönlendirme yapılması, [Hakan Atalay]ın ve [hakanatalay.wordpres.com]un tam ve açık kaynak gösterilmesi hallerinde alıntılar ve bağlantılar kullanılabilir.

Akbank Sanat'ta Yapay Zeka ve Aşk üzerine panel.
FB TV'de Depresyon üzerine söyleşi.
Follow Psikiyatri ve Kültür on WordPress.com